top of page
  • Umut Aksan

TÜRKİYE’DE VERGİ MÜKELLEFLERİNİN HAKLARININ GELİŞTİRİLMESİNE YÖNELİK ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Globalleşmenin etkisi ile birlikte gittikçe yaygınlaşan mükellef hakları, vergiye gönüllü uyumun sağlanması açısından vergisel işlemlerde dikkat edilmesi gereken konulardan birisidir. Çünkü vergileme süreci, devletin yetkilerinin oldukça fazla olduğu ve mükelleflerin özel alanına en çok müdahalenin olduğu alanlardandır. Diğer yandan; vergileme sürecinde mükelleflerin bir takım haklarının olması yeterli olmayıp, mükelleflere haklarının duyurulması ve mükelleflerin de söz konusu hakları konusunda bilinçli olmaları gerekmektedir. Bu çalışmada, mükellef haklarının öneminden ve gelişiminden bahsedilerek Türkiye’de mükellef haklarının geliştirilmesine yönelik somut öneriler getirilecektir.

Mükellef Hakları Kavramı

Mükellef hakları kavramına bakıldığında, Türk vergi yasalarında mükellef haklarının tanımının yapılmadığı görülmektedir. Bununla birlikte mükellef haklarının tanımının çeşitli doktrin ve kaynaklarda yapıldığı görülmektedir. Kısaca mükellef hakları, vergilendirme ilişkisinden dolayı devlet ile vergi mükellefi arasındaki ilişkide vergi mükellefine tanınan yetki ve menfaatler olarak tanımlanmaktadır.(1)

Maliye ve hukuk literatüründe mükellef hakları kavramı yerine vergi ödeyicisinin hakları, vergi ödevlisinin hakları ve vergi yükümlülerinin korunması gibi terimler de kullanılmaktadır.

Mükellef haklarının kaynaklarına bakıldığında, dayanakları ve nerelerde düzenlediklerine göre ikili bir gruba ayrılmakta olduğu görülmektedir. Birinci grup kaynaklar, temel düzenleme olarak nitelendirilen anayasa, uluslararası anlaşmalar ve kanunlardır. İkinci grup kaynaklar ise idari düzenlemeler olarak nitelendirilen ve daha çok mükellef hakları imtiyazları veya mükellef hakları bildirgesi şeklinde yapılan düzenlemelerdir.(2)

Mükellef Haklarının Gelişimi

Tarihsel süreçte mükellef haklarının gelişimine bakıldığında; anayasal hareketler, demokrasinin gelişimi ve vergilendirme yetkisinin sınırlandırılması paralelinde ve insan hakları temelinde gelişmiş olduğu görülmektedir.

Vergisel alan, tarihte hak arayışına ilişkin önemli mücadelelerin verildiği alanlardan birisidir. Vergi alanında hak arayışına ilişkin mücadelelerin ilki ise 1215 tarihli Magna Carta Libertatum (Büyük Özgürlükler Sözleşmesi)’dur. Bu doğrultuda, 1215 yılında İngiltere’de imzalanan ve kralın vergilendirme yetkisini sınırlandıran Magna Carta Libertatum, mükellefleri koruma altına alan ilkeleriyle mükellef haklarının başlangıç noktası olarak değerlendirilmekte ve kabul edilmektedir.(3)

Modern anlamda mükellef hakları ile ilgili gelişmeler ise mükellef hakları bildirgelerinin veya mükellef hakları imtiyazlarının duyurulması ve mükellef haklarının korunmasına yönelik düzenlemelerin yapılması ile gündeme gelmiştir. Vergi idarelerinin mükellef haklarına ilişkin düzenlemeler yapması ise 1990’lı yıllarda olmuştur.(4)

Mükellef haklarının açıklanması ile ilgili çalışmalar yürüten ülkelerin başında İngiltere, ABD, Avustralya, Fransa ve Kanada gelmekte olup birçok ülke bu yönde çalışmalar yapmıştır. Bu doğrultuda mükellef haklarının açıklanması ve duyurulması konusunda ilk girişim ise İngiliz Vergi İdaresi tarafından 1986’da “Mükellef Hakları İmtiyazı”nın yayımlanması ile başlamıştır. ABD’de ise mükellef haklarının açıklanması ve duyurulması diğer ülkelerden farklı olarak kanun şeklinde yapılmıştır.(5)

Türkiye’de mükellef haklarına bakıldığında, mükellef hakları ile ilgili olarak yasalarda ayrı bir düzenleme yapılmamış olup genel hükümler şeklinde yer verilmiştir. Mükellef hakları sadece anayasada ve ilgili kanunlarda mükelleflerle ilgili olarak yapılacak işlemlerde belirleyici veya yönlendirici nitelikte genel haklar bazında yer almaktadır.(6) Alıntıdır: Haberin Devamı: https://maliyepostasi.com/turkiyede-vergi-mukelleflerinin-haklarinin-gelistirilmesine-yonelik-cozum-onerileri




4 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
bottom of page